Vivienne’in Korsesi: Kuralları Bozmak Bu Kadar Zarif Olmamıştı

Vivienne’in Korsesi: Kuralları Bozmak Bu Kadar Zarif Olmamıştı

Vivienne, modayı “güzel” yapmak için tasarlamadı. O, modayı rahatsız etmek, sarsmak, uyandırmak için tasarladı. Ve bu yüzden, o meşhur korsesi sadece bedeni değil, bir yüzyılı da yeniden şekillendirdi. Korsenin tarih boyunca kadınları sıkıştırdığını biliyordu. Ama o, aynı kalıbı aldı ve onu özgürlük sembolüne çevirdi. Korseler yüzyıllar boyunca kadınları “doğru” şekle sokmak için kullanıldı. Bedenleri daraltmak, siluetleri sabitlemek, “uygun” görünmek içindi. Ama Vivienne o kalıpları aldı, çevirdi, tersine dikti.

Vivienne Westwood 1980’lerin sonunda o ilk “historical corset”leri tasarladığında, moda dünyası neye uğradığını şaşırdı. Kumaşlar saten değil, punk tişörtlerle aynı raftan geliyordu. Dikişler kusursuz değil, bilerek görünürdü. Çünkü Vivienne kusursuzluğu hiç umursamadı kusur onun imzasıydı. Vivienne’in atölyesinde her şey bir çelişkiydi: barok kumaşlar, punk tavırlar, aristokrat kesimler, asi ruhlar. Korseler de öyleydi, Marie Antoinette’in sarayından çıkmış gibiydiler ama içlerinde bir Londra sokağının asi gürültüsü yankılanırdı. Ve en güzeli, bu iki dünyanın çatışmasıydı. Çünkü Vivienne bize hep şunu hatırlattı: Gerçek stil, çelişkilerden doğar.

Dolabında belki birebir o korse yok, ama mutlaka seni biraz “Westwood” yapan bir parça vardır. Dolabında o korse yoksa bile bir etek, bir ceket, bir küpe...Başkaları için “fazla” ama senin için “tam yeterli.” Biraz fazla gösterişli, biraz fazla “sen”. Onu giydiğinde odadaki hava değişir. Biri “fazla olmuş” der, diğeri “keşke ben giyseydim.” Sen gülümsersin. Çünkü bilirsin tam da bu noktada Vivienne’in ruhu seninle.

xoxo, BB